Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

ve şecereten

  Mü’minûn / 20 -

 Diyanet İşleri = Yine o su ile Sîna dağında biten bir ağaç (zeytin ağacı) yarattık ki hem yağ, hem de yiyenlere katık verir.

ve şecereten

  Mü’minûn / 20 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Ve Tûr-ı Siynâ'dan çıkan bir ağaç da meydana getirdik ki yağıyla ve yiyenlere, katığıyla biter.

ve şecereten

  Mü’minûn / 20 -

 Abdullah Parlıyan = Ve yine onunla sizin için, Tûri Sîna çevresindeki topraklarda yetişen, ürününden yağ elde edilen ve yiyenlere hoş kokulu, lezzetli bir katık sağlayan, zeytin ağacını da çıkarıyoruz.

ve şecereten

  Mü’minûn / 20 -

 Adem Uğur = Tûr-i Sînâ'da da yetişen bir ağaç daha meydana getirdik ki, bu ağaç hem yağ hem de yiyenlerin ekmeğine katık edecekleri (zeytin) verir.

ve şecereten

  Mü’minûn / 20 -

 Ahmed Hulusi = Ve (yine o su ile) Tur-i Sîna'dan (Musa'ın Rabbiyle buluştuğu mahal) çıkan, yağ veren ve yiyenler için bir katık olan (zeytin) ağaç. (İncirin, teklikteki çokluk sembolüne karşı zeytin de direkt teklik sembolü olarak değerlendirilir, tasavvuf düşüncesinde. )

ve şecereten

  Mü’minûn / 20 -

 Ahmet Tekin = Tûr’u Sînâ’da (Sîna dağında) biten bir ağaç daha yetiştirdik. Bu ağaç, hem yağ, hem de yiyenlere hoş kokulu, lezzetli bir katık olan zeytin mahsulü verir.

ve şecereten

  Mü’minûn / 20 -

 Ahmet Varol = Yine Turi Sina'dan çıkan bir ağaç (zeytin yetiştirdik). O yağlı ve yiyenlere bir katık olan (ürün) bitirmektedir.

ve şecereten

  Mü’minûn / 20 -

 Ali Bulaç = Ve (daha çok) Tur-i Sina'da çıkan bir ağaç (türü de yarattık); o yağlı ve yiyenlere bir katık olarak bitmekte (ürün vermekte)dir.

ve şecereten

  Mü’minûn / 20 -

 Ali Fikri Yavuz = (Yine sizin için) Tûr-i Sînâ dağından çıkan bir ağaç (zeytin ağacı) yarattık ki, hem yağ bitirir, hem de yiyecek kimselere bir katık.

ve şecereten

  Mü’minûn / 20 -

 Ali Ünal = Ayrıca, Sina Dağı ve çevresinde çıkan bir ağaç daha bitirdik ki, o ağaç hem yağ, hem de yiyenlere katık verir.

ve şecereten

  Mü’minûn / 20 -

 Bayraktar Bayraklı = Tûr-i Sînâ'da da bir ağaç daha meydana getirdik ki, bu ağaç hem yağ, hem de yiyenlerin ekmeğine katık edecekleri zeytin verir.

ve şecereten

  Mü’minûn / 20 -

 Bekir Sadak = (19-20) Onunla, icinde, yediginiz bircok meyvalar bulunan hurmalik ve uzum baglari, Turi Sina'da yetisen, yiyenlere, yag ve katik veren zeytin agacini var ettik.

ve şecereten

  Mü’minûn / 20 -

 Celal Yıldırım = Ve (daha çok) Tûr-i Sina'da çıkan, yiyenlere yağ ve katık bitirip veren bir ağaç da yeşerttik.

ve şecereten

  Mü’minûn / 20 -

 Cemal Külünkoğlu = Yine o su ile Tur-i Sina dağında biten bir ağaç (zeytin ağacı) yarattık ki (meyvesi) hem yağ, hem de yiyenlere katık olur.

ve şecereten

  Mü’minûn / 20 -

 Diyanet İşleri (eski) = (19-20) Onunla, içinde, yediğiniz birçok meyvalar bulunan hurmalık ve üzüm bağları, Tur-i Sina'da yetişen, yiyenlere, yağ ve katık veren zeytin ağacını var ettik.

ve şecereten

  Mü’minûn / 20 -

 Diyanet Vakfi = Tûr-i Sînâ'da da yetişen bir ağaç daha meydana getirdik ki, bu ağaç hem yağ hem de yiyenlerin ekmeğine katık edecekleri (zeytin) verir.

ve şecereten

  Mü’minûn / 20 -

 Edip Yüksel = Sina Dağı civarında yetişen ve yiyenler için yağ ve lezzet üreten bir ağaç...

ve şecereten

  Mü’minûn / 20 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Ve bir ağaç ki Tur-i Siyna'dan çıkar, yağ ve yiyenlere bir katıkla biter

ve şecereten

  Mü’minûn / 20 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Bir de Tur-i Sina'da yetişen bir ağaç ki, hem yağ hem de yiyenlere bir katık ile biter.

ve şecereten

  Mü’minûn / 20 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Tûr-i Sinâ'da (dahi) yetişen bir ağaç da meydana getirdik ki, bu ağaç, hem yağ, hem de yiyenlerin ekmeğine katık edecekleri (zeytin) verir.

ve şecereten

  Mü’minûn / 20 -

 Gültekin Onan = Ve (daha çok) Tur-i Sina'da çıkan bir ağaç (türü de yarattık); o yağlı ve yiyenlere bir katık olarak bitmekte (ürün vermekte)dir.

ve şecereten

  Mü’minûn / 20 -

 Harun Yıldırım = Tûri Sînâ'da da yetişen bir ağaç daha meydana getirdik ki, bu ağaç hem yağ hem de yiyenlerin ekmeğine katık edecekleri (zeytin) verir.

ve şecereten

  Mü’minûn / 20 -

 Hasan Basri Çantay = (Sizin için) Tuur-i sînâ'dan çıkan bir ağaç da (yaratdık) ki o (yerden) yağıyle ve yiyen kimselere bir katıkla beraber biter.

ve şecereten

  Mü’minûn / 20 -

 Hayrat Neşriyat = Bir de Tûr-ı Sînâ’dan çıkan bir ağaç (meydana getirdik) ki, (bu ağaç, sizler için)hem yağ, hem de yiyenlere bir katık (olan zeytin) ile (berâber) yetişir.

ve şecereten

  Mü’minûn / 20 -

 İbni Kesir = Tur-u Sina'da yetişen, yiyenlere yağ ve katık veren bir ağaç da var ettik

ve şecereten

  Mü’minûn / 20 -

 Kadri Çelik = Tur-i Sina'da, yiyenlere yağ ve katık olarak yetişen bir ağaç da (zeytin de var ettik).

ve şecereten

  Mü’minûn / 20 -

 Muhammed Esed = ve (yine onunla sizin için) Tur-i Sina (çevresindeki topraklar)da yetişen, ürününden yağ elde edilen ve yiyenlere hoş kokulu, lezzetli bir katık sağlayan ağacı (çıkarıyoruz).

ve şecereten

  Mü’minûn / 20 -

 Mustafa İslamoğlu = Yine Sina Dağı (havalisinde) yetişen, ürünü sayesinde yağ elde edilen ve yiyenler için hoş bir katık sağlayan (zeytin) ağacından da...

ve şecereten

  Mü’minûn / 20 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Ve bir ağaç da (inşa ettik) ki, Tûr-u Sîna'dan çıkar, yiyecekler için yağ ile bir katıklık ile biter.

ve şecereten

  Mü’minûn / 20 -

 Ömer Öngüt = Size bir de Tur-i sînâ'dan çıkan bir ağacı var ettik. Bu ağaç hem yağ, hem de yiyenlere katık (zeytin) verir.

ve şecereten

  Mü’minûn / 20 -

 Şaban Piriş = Sina Dağı’nda da yetişen, yiyenlere yağ ve katık veren bir ağaç da (o su ile yetişir).

ve şecereten

  Mü’minûn / 20 -

 Sadık Türkmen = Sina dağı’nda da yetişen bir ağaç yarattık ki, hem (zeytin)yağ(ı) verir ve hem de yiyenler için (zeytin) bir katıktır!

ve şecereten

  Mü’minûn / 20 -

 Seyyid Kutub = Yine su sayesinde asıl kaynağı Tur-i Sina olan ve yiyenlere yağ ve katık sağlayan ağacı da yarattık.

ve şecereten

  Mü’minûn / 20 -

 Suat Yıldırım = Sina Dağından çıkan bir nebat da yetiştiririz ki o ağaç hem yağ, hem de yiyenlere bir katık çıkarır.

ve şecereten

  Mü’minûn / 20 -

 Süleyman Ateş = Yine onunla Tûr-i Sinâ'dan çıkan, (meyvası) yağlı olarak biten, yiyenlerin (yağına ekmeklerini) batıracakları bir (zeytin) ağac(ı) yetiştirdik.

ve şecereten

  Mü’minûn / 20 -

 Tefhim-ul Kuran = Ve (daha çok) Tur-i Sina'da çıkan bir ağaç (türü de yarattık); o yağlı ve yiyenlere bir katık olarak bitmekte (ürün vermekte)dir.

ve şecereten

  Mü’minûn / 20 -

 Ümit Şimşek = Bir de Sina Dağı çevresinde yetişen bir ağaç bitirdik ki, ondan hem bir yağ çıkar, hem de yiyenlere katık olur.

ve şecereten

  Mü’minûn / 20 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Ve bir ağaç da yetiştirdik ki, Tûr-i Sina'dan çıkar, yağlı olarak biter; yiyenlere katıktır.

ve şecereten

  Mü’minûn / 20 -

 İskender Ali Mihr = Ve Turi Sina’da yetişen bir ağaç vardır ki, yağ çıkarır. Ve (o), yiyenler için bir katıktır.

ve şecereten

  Mü’minûn / 20 -

 İlyas Yorulmaz = Ve Turu Sina dağında yetişen ve içinden yağ çıkan, o yağı yiyenlere hoş kokular veren bu ağacı da (zeytini) biz yarattık.

eş şecerete

  A’râf / 19 -

 Diyanet İşleri = “Ey Âdem! Sen ve eşin cennette kalın. Dilediğiniz yerden yiyin. Fakat şu ağaca yaklaşmayın. Yoksa zalimlerden olursunuz.”

eş şecerete

  A’râf / 19 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Ey Âdem, sen ve eşin, cennete yerleşin, ikiniz de dilediğiniz şeyleri yiyin, yalnız şu ağaca yaklaşmayın, çünkü zâlimlerden olursunuz.

eş şecerete

  A’râf / 19 -

 Abdullah Parlıyan = Ve sana gelince ey Adem! Sen ve eşin, yerleşin bu cennette; ve neyi gönlünüz çekerse yiyin; ama sakın şu ağaca yaklaşmayın, yoksa yaratılış gayenizin dışına çıkan kimselerden olursunuz.

eş şecerete

  A’râf / 19 -

 Adem Uğur = (Allah buyurdu ki): Ey Adem! Sen ve eşin cennette yerleşip dilediğiniz yerden yeyin. Ancak şu ağaca yaklaşmayın! Sonra zalimlerden olursunuz.

eş şecerete

  A’râf / 19 -

 Ahmed Hulusi = "Ey Adem! Sen ve eşin cenneti yaşam ortamı edinin. . . İkiniz de istediğiniz yerden yeyin. . . (Ancak) şu ağaca (bedene - kendini beden kabullenmenin getirisine) yaklaşmayın. . . Nefsine zulmedenlerden olursunuz. "

eş şecerete

  A’râf / 19 -

 Ahmet Tekin = Allah:'Ey Âdem sen ve eşin Cennet’te oturun. Allah’ın sünnetine, düzeninin yasalarına uygun olarak iradesinin tecellisi içinde birlikte dilediğiniz yerden yeyin. Şu bitkiye, yaklaşmayın. Yaklaşırsanız, Allah’ın emrine muhalefet sebebiyle kendinize zulmetmiş, yazık etmiş olursunuz.' buyurdu.

eş şecerete

  A’râf / 19 -

 Ahmet Varol = 'Ey Adem! Sen de eşinle birlikte cennete yerleş ve orada istediğiniz her yerden yiyin. Ancak şu ağaca yaklaşmayın. Yoksa zalimlerden olursunuz.'

eş şecerete

  A’râf / 19 -

 Ali Bulaç = Ve ey Adem, sen ve eşin cennete yerleş. İkiniz dilediğiniz yerden yiyin; ama şu ağaca yaklaşmayın. Yoksa zalimlerden olursunuz.

eş şecerete

  A’râf / 19 -

 Ali Fikri Yavuz = Ey Âdem! Sen, zevcenle birlikte cennette yerleş de, ikiniz dilediğiniz nimetlerden yeyin. Ancak şu ağaca yaklaşmayın ki, sonra zalimlerden olursunuz.

eş şecerete

  A’râf / 19 -

 Ali Ünal = (Allah, sonra Âdem’i eşiyle birlikte cennete koydu ve şöyle buyurdu): “Ey Âdem, eşinle birlikte cennete yerleş. (Baştan sona nimetler ve istifade yurdu olan) oradan dilediğiniz şekilde yiyin, istifade edin, fakat şu ağaca yaklaşmayın; aksi halde, yanlış yapıp da kendilerine yazık edenlerden olursunuz.”