Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

hâfızîne

  Enbiyâ / 82 -

 Diyanet İşleri = Bir de şeytanlardan, Süleyman için dalgıçlık eden ve daha bundan başka işler yapanları da onun emrine verdik. Hep onları zapteden bizdik.

hâfızîne

  Enbiyâ / 82 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Ve Şeytanlardan, onun için denize dalıp ona mücevherat çıkaranlar ve bundan başka daha ayrı işler yapanlar da vardı ve biz de onları korurduk.

hâfızîne

  Enbiyâ / 82 -

 Abdullah Parlıyan = Şeytanlardan da O'nun için, dalgıçlık edenleri ve daha başka işler görenleri baş eğdirdik, O'nun buyruğuna verdik ve onları koruyup disipline eden biz idik.

hâfızîne

  Enbiyâ / 82 -

 Adem Uğur = Şeytanlar arasından da, onun için dalgıçlık eden (ve inciler çıkaran) ve bundan başka işler görenler vardı. Biz onları gözetim altında tutuyorduk.

hâfızîne

  Enbiyâ / 82 -

 Ahmed Hulusi = Onun (Süleyman) için denizin dibine dalan ve daha başka iş de yapan şeytanlardan da (Süleyman'a hizmet verenler vardı). . . Biz onların bekçileriydik.

hâfızîne

  Enbiyâ / 82 -

 Ahmet Tekin = Şeytanlardan, Süleyman için dalgıçlık yapan ve bunun dışında başka işler görenleri de onun hizmetine verdik. Onları biz denetim altında tutuyorduk.

hâfızîne

  Enbiyâ / 82 -

 Ahmet Varol = Şeytanlardan onun için (denize) dalan ve bundan başka işler görenleri de (onun emrine vermiştik). Biz onları koruyorduk. [11]

hâfızîne

  Enbiyâ / 82 -

 Ali Bulaç = Onun için denizde dalgıçlık yapan ve bundan başka iş(ler) de gören şeytanlardan kimseleri de (emrine verdik). Biz onların koruyucuları idik.

hâfızîne

  Enbiyâ / 82 -

 Ali Fikri Yavuz = Şeytanlardan da Süleyman için, (denizden inci çıkarmak üzere) dalgıçlık edenleri ve (binalar yapmak gibi) başka iş için çalışanları emrine bağlı kılmıştık. Hep o şeytanları, Süleyman’ın emrinden çıkmamak için koruyan bizdik.

hâfızîne

  Enbiyâ / 82 -

 Ali Ünal = Şeytanlar ve cinler içinde bazıları da O’nun için dalgıçlık edip, denizaltındaki cevherleri çıkarıyor ve daha başka işler de yapıyorlardı. Biz, onları sürekli gözetim altında tutuyor ve O’nun hizmet ve itaatından çıkmalarına mani oluyorduk.

hâfızîne

  Enbiyâ / 82 -

 Bayraktar Bayraklı = Şeytanlar arasında da, onun için dalgıçlık eden ve bundan başka işler görenler vardı. Biz onları gözetim altında tutuyorduk.

hâfızîne

  Enbiyâ / 82 -

 Bekir Sadak = Dalgiclik yapan ve bundan baska isler de goren seytanlardan da onun buyrugu altina verdik. Onlarin hepsini gozetiyorduk.

hâfızîne

  Enbiyâ / 82 -

 Celal Yıldırım = Şeytanlardan da onun için dalgıçlık edenleri ve daha başka işleri görenleri baş eğdirdik ; onun buyruğuna verdik ve onları koruyup disipline eden biz idik.

hâfızîne

  Enbiyâ / 82 -

 Cemal Külünkoğlu = Ayrıca (inci için) derin sulara dalan ve başka işler yapan bazı şeytanları da Süleyman'ın emrine verdik. Biz onları (onun için) gözetim altında tutuyorduk.

hâfızîne

  Enbiyâ / 82 -

 Diyanet İşleri (eski) = Dalgıçlık yapan ve bundan başka işler de gören şeytanlardan da onun buyruğu altına verdik. Onların hepsini gözetiyorduk.

hâfızîne

  Enbiyâ / 82 -

 Diyanet Vakfi = Şeytanlar arasından da, onun için dalgıçlık eden (ve inciler çıkaran) ve bundan başka işler görenler vardı. Biz onları gözetim altında tutuyorduk.

hâfızîne

  Enbiyâ / 82 -

 Edip Yüksel = Ve onun için dalgıçlık yapan ve bunun yanında başka işler de gören şeytanları da... Onları biz gözetiyorduk.

hâfızîne

  Enbiyâ / 82 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Şeytanlardan da onun için dalgıçlık edenleri ve daha başka amel için çalışanları teshır etmiştik ve hep onları zabteden biz idik

hâfızîne

  Enbiyâ / 82 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Şeytanlardan da onun için dalgıçlık yapan ve daha başka işler için çalışanları emrine vermiştik ve onların hepsini zapteden Bizdik.

hâfızîne

  Enbiyâ / 82 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Onun için dalgıçlık yapan ve bundan başka işler de gören şeytanlardan da onun buyruğu altına verdik. Onların hepsini biz gözetiyorduk.

hâfızîne

  Enbiyâ / 82 -

 Gültekin Onan = Onun için denizde dalgıçlık yapan ve bundan başka iş(ler) de gören şeytanlardan kimseleri de (emrine verdik) Biz onların koruyucuları idik.

hâfızîne

  Enbiyâ / 82 -

 Harun Yıldırım = Şeytanlar arasından da, onun için dalgıçlık eden (ve inciler çıkaran) ve bundan başka işler görenler vardı. Biz onları gözetim altında tutuyorduk.

hâfızîne

  Enbiyâ / 82 -

 Hasan Basri Çantay = Şeytanlardan onun için denize dalacak ve bundan başka iş (ler) görecek olan kimseleri de (teshîr etdik). Biz onların nigehbânı idik.

hâfızîne

  Enbiyâ / 82 -

 Hayrat Neşriyat = Şeytanlardan da, onun için dalgıçlık yapanları ve bundan başka iş görenleri (emrine verdik.) Ve onları koruyanlar (biz) idik.

hâfızîne

  Enbiyâ / 82 -

 İbni Kesir = Denize dalacak ve bundan başka işler görecek şeytanları da onun emrine verdik. Onları gözetenler de Bizdik.

hâfızîne

  Enbiyâ / 82 -

 Kadri Çelik = Şeytanlar arasından da onun için dalgıçlık eden (ve inciler çıkaran) ve bundan başka işler görenler vardı. Biz onları (cinleri, itaatsizlikten) gözetip koruyanlardık.

hâfızîne

  Enbiyâ / 82 -

 Muhammed Esed = Baş eğmeyen güçlerden (de o'nun buyruğuna verdiklerimiz vardı ki) bunlar o'nun için dalgıçlık ve (bu türden) başka işler yaparlardı. Bu güçleri de gözetim altında tutan yine Bizdik.

hâfızîne

  Enbiyâ / 82 -

 Mustafa İslamoğlu = Yine dik başlı birileri, hem onun için dalgıçlık yapıyorlar, hem de bunun dışında başka hizmetler görüyorlardı. Aslında onlara mukayyet olan da Biziz.

hâfızîne

  Enbiyâ / 82 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Ve şeytanlardan onun için dalgıçlık edenleri ve ondan başka ileri yapanları da (musahhar kılmıştık) ve onlar için hıfz edenler Biz olduk.

hâfızîne

  Enbiyâ / 82 -

 Ömer Öngüt = Denize dalacak ve bundan başka işler görecek şeytanları da onun emrine verdik. Onları gözetenler de bizdik.

hâfızîne

  Enbiyâ / 82 -

 Şaban Piriş = Denize dalan ve bundan başka işleri de gören şeytanları da ona boyun eğdirdik. Onları gözetenler de biz idik.

hâfızîne

  Enbiyâ / 82 -

 Sadık Türkmen = Azılı suçlu tutukluların arasından da onun için, dalgıçlık yapa(rak inciler çıkara)n ve bundan başka işlerde çalışan kimseleri de (emrine vermiştik). Böylece onları, onun emrinde tutan/koruyan da Bizdik!

hâfızîne

  Enbiyâ / 82 -

 Seyyid Kutub = Ayrıca O'nun hesabına derin sulara dalan ve başka işler yapan bazı şeytanları da Süleyman'ın emrine verdik. Biz onları gözetim altında tutuyorduk.

hâfızîne

  Enbiyâ / 82 -

 Suat Yıldırım = Kendisi için dalgıçlık ve daha başka birtakım işler yapan bazı cinleri (şeytanları) da onun emrine verdik. Biz onları gözetim altında tutardık.

hâfızîne

  Enbiyâ / 82 -

 Süleyman Ateş = Kendisi için denize dalan ve bundan başka işler yapan bazı şeytânları da emrine vermiştik. Biz onları onun emrinde tutuyorduk.

hâfızîne

  Enbiyâ / 82 -

 Tefhim-ul Kuran = Onun için denizde dalgıçlık yapan ve bundan başka iş(ler) de gören şeytanlardan kimseleri de (emrine verdik). Biz onların koruyucuları idik.

hâfızîne

  Enbiyâ / 82 -

 Ümit Şimşek = Dalgıçlık yapan ve daha başka işler gören şeytanları da ona boyun eğdirdik. Biz onların hepsini görüp gözetiyorduk.

hâfızîne

  Enbiyâ / 82 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Kendisi için dalgıçlık eden, daha başka iş de yapan bazı şeytanları da onun emrine verdik. Biz onları koruyup gözetiyorduk.

hâfızîne

  Enbiyâ / 82 -

 İskender Ali Mihr = Ve şeytanlardan, onun için denize dalanlar ve bundan başka işler yapanlar (da) vardı. Ve onları (onun emrinde) muhafaza eden, Bizdik.

hâfızîne

  Enbiyâ / 82 -

 İlyas Yorulmaz = Yeryüzünde Allah’a isyan etmiş azgın topluluklardan, içlerinde dalgıçlık, çeşitli işçilikler ve bundan başka daha pek çok işler yapan kimseleri Süleyman’ın emrine verdik. Ve biz onları hep gözetliyoruz.

min el vâızîne

  Şu’arâ / 136 -

 Diyanet İşleri = Dediler ki: “Sen ister öğüt ver, ister öğüt verenlerden olma, bize göre birdir.”

min el vâızîne

  Şu’arâ / 136 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Bizce bir dediler, istersen öğüt ver bize, istersen öğüt verenlerden olma.

min el vâızîne

  Şu’arâ / 136 -

 Abdullah Parlıyan = “Bütün bu uyarılara karşı onlar: “Senin öğüt vermen de, vermemen de bizim için birdir farketmez” dediler.

min el vâızîne

  Şu’arâ / 136 -

 Adem Uğur = (Onlar) şöyle dediler: Sen öğüt versen de, vermesen de bizce birdir.

min el vâızîne

  Şu’arâ / 136 -

 Ahmed Hulusi = Dediler ki: "İster öğüt ver ister verme; bize birdir!"

min el vâızîne

  Şu’arâ / 136 -

 Ahmet Tekin = Kavmi: 'Sen gönül alsan, öğüt versen, sorumlulukla ilgili uyarılarda bulunsan da, öğüt verenlerden, uyarılarda bulunanlardan olmasan da, bizim için farketmez.' dediler.

min el vâızîne

  Şu’arâ / 136 -

 Ahmet Varol = Dediler ki: 'Öğüt versen de öğüt verenlerden olmasan da bizim için birdir.

min el vâızîne

  Şu’arâ / 136 -

 Ali Bulaç = “Hûd,” dediler, “bize ister böyle nasihatlarda bulunmuşsun ister hiç bulunmamışsın, bizim için fark etmez.

min el vâızîne

  Şu’arâ / 136 -

 Ali Fikri Yavuz = Onlar dediler ki: “- Sen öğüd versen de, öğüd verenlerden olmasan da bizce farkı yoktur.

min el vâızîne

  Şu’arâ / 136 -

 Ali Ünal = «ster ogut ver, ister ogut verenlerden olma, bizce birdir.