Aranılan kelime ile eşleşen ayetler
âyâtin
Diyanet İşleri = Böylece biz Kur’an’ı apaçık âyetler hâlinde indirdik. Şüphesiz Allah, dilediğini doğru yola iletir.
âyâtin
Abdulbaki Gölpınarlı = İşte biz, apaçık âyetleri böyle indirdik ona ve şüphe yok ki Allah, dilediğini doğru yola sevk eder.
âyâtin
Abdullah Parlıyan = İşte böylece biz, O kitabı apaçık ayetler halinde indirdik ve bundan böyle, Allah doğru yola ulaşmayı isteyen kimseyi, doğru yola yöneltecektir.
âyâtin
Adem Uğur = İşte böylece biz o Kur'an'ı açık seçik âyetler halinde indirdik. Gerçek şu ki Allah dilediği kimseyi doğru yola sevkeder.
âyâtin
Ahmed Hulusi = İşte böylece O'nu apaçık delillerle inzâl ettik. . . Muhakkak ki Allâh kimi dilerse onu hakikate yönlendirir, hidâyet eder.
âyâtin
Ahmet Tekin = İşte biz, Kur’ân’ı böyle açık seçik âyetler halinde indirdik. Allah dilediğini doğru yola iletme lütfunda bulunur.
âyâtin
Ahmet Varol = İşte böylece onu (Kur'an'ı) apaçık ayetler olarak indirdik. Şüphesiz Allah dilediğini doğru yola iletir.
âyâtin
Ali Bulaç = İşte biz onu (Kur'an'ı) apaçık ayetler olarak indirdik; şüphesiz Allah, dilediğini hidayete yöneltir.
âyâtin
Ali Fikri Yavuz = İşte biz Kur’ân’ı apaçık âyetler halinde indirdik. Şüphe yok ki, Allah, dilediğine hidayet eder.
âyâtin
Ali Ünal = İşte böyle (bir kin, gayz ve muhalefet karşısında) Biz Kur’ân’ı, manâ ve muhtevası açık ve her biri birer delil âyetler halinde indiriyoruz. Gerçek şu ki Allah, dilediği kimseyi doğru yola iletir.
âyâtin
Bayraktar Bayraklı = İşte böyle biz, Kur'ân'ı apaçık âyetler halinde indirdik. Şüphesiz Allah dileyeni doğru yola iletir.
âyâtin
Bekir Sadak = iste boylece Kuran'i apacik ayetler olarak indirdik. Allah, suphesiz, diledigini dogru yola eristirir.
âyâtin
Celal Yıldırım = İşte böylece biz o (kitabı) çok açık âyetler halinde indirdik. Ve şüphe yok ki, Allah dilediği kimseyi doğru yola iletir.
âyâtin
Cemal Külünkoğlu = İşte biz onu (Kur'an'ı) böyle apaçık ayetler halinde indirdik. Şüphesiz Allah, dilediğini (niyet ve eylemlerine göre) doğru yola iletir.
âyâtin
Diyanet İşleri (eski) = İşte böylece Kuran'ı apaçık ayetler olarak indirdik. Allah, şüphesiz, dilediğini doğru yola eriştirir.
âyâtin
Diyanet Vakfi = İşte böylece biz o Kur'an'ı açık seçik âyetler halinde indirdik. Gerçek şu ki Allah dilediği kimseyi doğru yola sevkeder.
âyâtin
Edip Yüksel = Böylece, biz onu apaçık ayetler olarak indirdik. ALLAH dilediğini ve dileyeni doğruya ulaştırır.
âyâtin
Elmalılı Hamdi Yazır = iste boylece Kuran'i apacik ayetler olarak indirdik. Allah, suphesiz, diledigini dogru yola eristirir.
âyâtin
Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Ve işte Biz onu (Kur'an'ı) böyle apaçık ayetler olarak indirdik. Çünkü Allah istediğine hidayet eder.
âyâtin
Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = İşte biz onu (Kur'ân'ı) böylece, apaçık âyetler olarak indirdik. Şüphesiz Allah dilediğini doğru yola eriştirir.
âyâtin
Gültekin Onan = İşte biz onu (Kuran'ı) apaçık ayetler olarak indirdik; şüphesiz Tanrı, dilediğini hidayete yöneltir.
âyâtin
Harun Yıldırım = İşte böylece biz o Kur'an'ı açık seçik âyetler halinde indirdik. Gerçek şu ki Allah dilediği kimseyi doğru yola sevkeder.
âyâtin
Hasan Basri Çantay = İşte biz onu (Kur'ânı) böyle açık açık âyetler haalinde indirdik. Şübhesiz ki Allah (ancak) kimi dilerse ona hidâyet eder.
âyâtin
Hayrat Neşriyat = İşte onu (Kur’ân’ı) böyle apaçık âyetler hâlinde indirdik; şübhesiz ki Allah,(hikmetine binâen, kendi lûtfundan) dilediğine hidâyet verir.
âyâtin
İbni Kesir = İşte böylece ona apaçık ayetler olarak indirdik. Muhakkak ki Allah; dilediğini hidayete eriştirendir.
âyâtin
Kadri Çelik = İşte biz onu (Kur'an'ı) apaçık ayetler olarak indirdik. Şüphesiz Allah, dilediğini hidayete yöneltir.
âyâtin
Muhammed Esed = Bu (ilahi öğretiyi) Biz işte böyle apaçık mesajlar şeklinde indirdik; artık (bundan böyle) Allah, (doğru yola ulaşmayı) isteyen kimseyi doğru yola yöneltecektir.
âyâtin
Mustafa İslamoğlu = İşte böylece Biz, bu (mesajları) hakikatin apaçık belgeleri olarak indirmiş bulunuyoruz; ama şu da bir gerçek ki, Allah isteyen kimseyi doğru yola yöneltmeyi diler.
âyâtin
Ömer Nasuhi Bilmen = Ve işte O'nu böyle açık açık âyetler olarak indirdik. Ve şüphe yok ki Allah dilediğine hidâyet eder.
âyâtin
Ömer Öngüt = İşte biz böylece onu açık açık âyetler hâlinde indirdik. Şüphesiz ki Allah dilediğine hidayet eder.
âyâtin
Şaban Piriş = Nitekim, Kur’an’ı apaçık belgeler olarak indirdik. Allah dilediğine doğru yolu gösterir.
âyâtin
Sadık Türkmen = Böylece biz, Kur’an’ı apaçık âyetler halinde indirdik. Şüphesiz Allah dileyeni doğru yola iletir.
âyâtin
Seyyid Kutub = İşte biz onu (Kur'an'ı) böyle apaçık ayetler halinde indirdik. Şüphesiz Allah, dilediğini (niyet ve eylemlerine göre) doğru yola iletir.
âyâtin
Suat Yıldırım = İşte Biz Kur’ân’ı, böyle açık âyetler halinde indirdik. Gerçek şu ki Allah, dilediği kimseyi doğru yola iletir.
âyâtin
Süleyman Ateş = Ve işte biz Kur'ân'ı böyle açık açık âyetler olarak indirdik. Şüphesiz Allâh, dilediğini doğru yola iletir.
âyâtin
Tefhim-ul Kuran = İşte biz onu (Kur'an'ı) apaçık ayetler olarak indirdik; şüphesiz Allah, dilediğini hidayete yöneltir.
âyâtin
Ümit Şimşek = Kur'ân'ı Biz böylece apaçık âyetler halinde indirdik. Şurası muhakkak ki, Allah dilediğini doğru yola iletir.
âyâtin
Yaşar Nuri Öztürk = Ve işte Biz onu (Kur'an'ı) böyle apaçık ayetler olarak indirdik. Çünkü Allah istediğine hidayet eder.
âyâtin
İskender Ali Mihr = Ve işte böylece Biz, onu apaçık âyetler (halinde) indirdik. Ve muhakkak ki Allah, dilediği kimseyi hidayete erdirir (Kendisine ulaştırır).
âyâtin
İlyas Yorulmaz = Böylece sana o (Kur’an) nu, apaçık ayetler halinde indirdik. Elbetteki Allah isteyeni doğru yola iletir.
fî âyâti-nâ
Diyanet İşleri = Âyetlerimizi geçersiz kılmak için çaba gösterenler var ya, işte onlar cehennemliklerdir.
fî âyâti-nâ
Abdulbaki Gölpınarlı = Delillerimize karşı gelmeye uğraşanlara gelince: Onlar, alev alev yanan cehennemin ehlidir.
fî âyâti-nâ
Abdullah Parlıyan = Ayetlerimize karşı gelmeye uğraşanlarsa, işte onlar cehennemliktirler.
fî âyâti-nâ
Adem Uğur = Ayetlerimiz hakkında (onları tesirsiz kılmak için) birbirlerini geri bırakırcasına yarışanlara gelince, işte bunlar, cehennemliklerdir.
fî âyâti-nâ
Ahmed Hulusi = Etkisiz kılmak amacıyla işaretlerimizi iptal için koşuşanlara gelince; işte onlar cehennem halkıdır!
fî âyâti-nâ
Ahmet Tekin = Bizim kendilerine gücümüzün yetmeyeceğini, bizim koyduğumuz kuralların dışına çıkıp yakalarını kurtaracaklarını zannederek âyetlerimizi, Kur’ân’ımızı ve ilkelerimizi tesirsiz kılmak için birbirlerini geride bırakırcasına çalışan güç ve iktidar sahipleri, ilim adamları ve yazarlar, işte onlar, kaynayan, köpüren cehennem azabına müstehak olanlardır.
fî âyâti-nâ
Ahmet Varol = Ayetlerimiz konusunda (mü'minleri) acze düşürmek için koşuşturanlar ise işte onlar alevli ateşin halkıdır.
fî âyâti-nâ
Ali Bulaç = Ayetlerimiz konusunda acze düşürücü çabalar harcayanlar, alevli ateşin halkıdır.
fî âyâti-nâ
Ali Fikri Yavuz = Ayetlerimiz (Kur’an’ı-mız) hakkında fesad için koşuşanlar ise, işte onlar Cehennemliktirler.
fî âyâti-nâ
Ali Ünal = Âyetlerimizi akılları sıra etkisiz bırakmak ve söndürmek için uğraşıp duranlar ise, öyleleri Kızgın, Alevli Ateş’in yârân ve yoldaşlarıdır.