Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

ve âmentum

  Nisâ / 147 -

 Diyanet İşleri = Eğer şükreder ve iman ederseniz, Allah size niye azab etsin ki? Allah, şükrün karşılığını verendir, hakkıyla bilendir.

ve âmentum

  Nisâ / 147 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Allah ne diye azâb etsin size şükrederseniz ve inanırsanız ve Allah şükredenlerin mükâfatını verir ve onları bilir zâten.

ve âmentum

  Nisâ / 147 -

 Abdullah Parlıyan = Eğer şükreder ve inanırsanız, Allah geçmiş günahlarınızdan dolayı sizi neden azaba uğratsın? Bilirsiniz ki Allah şükredenlere karşılığını her zaman veren ve herşeyi çok iyi bilendir.

ve âmentum

  Nisâ / 147 -

 Adem Uğur = Eğer siz iman eder ve şükrederseniz, Allah size neden azap etsin! Allah şükre karşılık veren ve her şeyi bilendir.

ve âmentum

  Nisâ / 147 -

 Ahmed Hulusi = Eğer şükrederseniz ve iman ederseniz Allâh size niye azap etsin! Allâh Şakir'dir, Aliym'dir.

ve âmentum

  Nisâ / 147 -

 Ahmet Tekin = Eğer siz nimetlerine şükreder ve Rasulüne indirdiği Kur’ân’a iman ederseniz, size azap etmekle Allah’ın eline ne geçecek? Allah şükredenlerin mükâfatını verir, her şeyi bilir.

ve âmentum

  Nisâ / 147 -

 Ahmet Varol = Eğer siz şükreder ve iman ederseniz Allah size ne diye azap edecek? Allah şükrün karşılığını verendir ve bilendir.

ve âmentum

  Nisâ / 147 -

 Ali Bulaç = Eğer şükreder ve iman ederseniz, Allah azabınızla ne yapsın? Allah şükrün karşılığını verendir, bilendir.

ve âmentum

  Nisâ / 147 -

 Ali Fikri Yavuz = Eğer siz, Allah’ın nimetlerine şükreder ve iman ederseniz, Allah size neye azab etsin? Allah şükredenlerin mükâfatını verici, yaptıklarını bilicidir.

ve âmentum

  Nisâ / 147 -

 Ali Ünal = Siz şükredip iman ettikten sonra Allah size niye azap etsin ki? Allah, (Kendisine yapılan her şükre ve Kendisine her yönelişe fazlasıyla) karşılık verendir ve (her şeyi, herkesin halini) hakkıyla bilendir.

ve âmentum

  Nisâ / 147 -

 Bayraktar Bayraklı = Eğer şükredici olur ve iman ederseniz, Allah size niçin azap etsin? Allah şükre karşılık verendir; her şeyi bilendir.

ve âmentum

  Nisâ / 147 -

 Bekir Sadak = sukreder ve inanirsaniz, Allah size nicin azabetsin? Allah sukrun karsiligini verir ve bilir.

ve âmentum

  Nisâ / 147 -

 Celal Yıldırım = Siz şükredip inanırsanız Allah size neden azâb etsin ? Allah şükredenin ecrini verendir ve (onların şükrünü) bilendir.

ve âmentum

  Nisâ / 147 -

 Cemal Külünkoğlu = Eğer şükreder ve imana ererseniz neden Allah (geçmiş günahlarınızdan dolayı) sizi azaba uğratsın? Allah, şükredenlere karşılığını hakkıyla veren ve (her şeyi) hakkıyla bilendir.

ve âmentum

  Nisâ / 147 -

 Diyanet İşleri (eski) = Şükreder ve inanırsanız, Allah size niçin azabetsin? Allah şükrün karşılığını verir ve bilir.

ve âmentum

  Nisâ / 147 -

 Diyanet Vakfi = Eğer siz iman eder ve şükrederseniz, Allah size neden azap etsin! Allah şükre karşılık veren ve her şeyi bilendir.

ve âmentum

  Nisâ / 147 -

 Edip Yüksel = Sizler inanır ve şükrederseniz ALLAH sizi neden cezalandırsın ki? ALLAH Şükredendir, Bilendir.

ve âmentum

  Nisâ / 147 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Siz şükreder, iyman ederseniz Allah size azabı nidecek? Halbuki Allah şükrü bilir, bir alîm bulunuyor

ve âmentum

  Nisâ / 147 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Şükredip iman ederseniz, Allah size ne diye azap etsin? Oysa Allah, şükrü bilen bir bilendir.

ve âmentum

  Nisâ / 147 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Eğer şükreder ve iman ederseniz Allah size azabı ne yapar? Allah, şükredenlerin mükafatını veren ve her şeyi bilendir.

ve âmentum

  Nisâ / 147 -

 Gültekin Onan = Eğer şükreder ve inanırsanız, Tanrı azabınızla ne yapsın? Tanrı şükrün karşılığını verendir, bilendir.

ve âmentum

  Nisâ / 147 -

 Harun Yıldırım = Şükreder ve iman ederseniz Allah size ne diye azab etsin? Şüphesiz Allah Şakir ve Alîm olandır.

ve âmentum

  Nisâ / 147 -

 Hasan Basri Çantay = Eğer şükreder, îman ederseniz Allah sizi neye azaba uğratsın? Allah şükredenlerin mükâfatını verici, (onların ne yapdıklarını) hakkıyle bilicidir.

ve âmentum

  Nisâ / 147 -

 Hayrat Neşriyat = Eğer (verilen ni'metlere) şükredip îmân ederseniz, Allah size azâbı neylesin? Çünki Allah, Şâkir (iyiliklerin mükâfâtını fazlasıyla veren)dir, Alîm (herşeyi bilen)dir.

ve âmentum

  Nisâ / 147 -

 İbni Kesir = Şükredip iman ederseniz; Allah, sizin niçin azab etsin? Allah Şakir ve Alim olandır.

ve âmentum

  Nisâ / 147 -

 Kadri Çelik = Eğer şükreder ve iman ederseniz, Allah ne diye sizi cezalandırsın ki? Allah şükrün karşılığını verendir, bilendir.

ve âmentum

  Nisâ / 147 -

 Muhammed Esed = Eğer şükredici olur ve imana ererseniz neden Allah (geçmiş günahlarınızdan dolayı) sizi azaba uğratsın? Bilirsiniz ki Allah şükredenlere karşılığını her zaman veren ve her şeyi bilendir.

ve âmentum

  Nisâ / 147 -

 Mustafa İslamoğlu = Eğer siz Allah'a şükreder ve iman ederseniz, Allah size azap edip de ne yapsın? Zira Allah şükredenlerin karşılığını her zaman veren ve her şeyi bilendir.

ve âmentum

  Nisâ / 147 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Eğer şükreder ve imân etmiş olursanız, Allah Teâlâ sizin azabınızla ne yapacaktır? Halbuki, Allah Teâlâ şâkirdir, alîmdir.

ve âmentum

  Nisâ / 147 -

 Ömer Öngüt = Eğer siz şükreder iman ederseniz, Allah size ne diye azap etsin? Allah şükrün karşılığını veren ve her şeyi bilendir.

ve âmentum

  Nisâ / 147 -

 Şaban Piriş = Eğer siz, şükreder ve iman ederseniz; Allah size niye ceza versin? Allah, şükredilmeye layık olan ve (her şeyi) bilendir.

ve âmentum

  Nisâ / 147 -

 Sadık Türkmen = Eğer şükreder ve iman ederseniz, Allah size niye azap etsin ki? Allah şükrün karşılığını verendir, hakkıyla bilendir.

ve âmentum

  Nisâ / 147 -

 Seyyid Kutub = Eğer Allah'a şükreder, inanırsanız, O sizi niye azaba çarptırsın ki? Hiç şüphesiz Allah, şükre karşılık verir ve her şeyi bilir.

ve âmentum

  Nisâ / 147 -

 Suat Yıldırım = Siz şükredip iman ettikten sonra Allah ne diye sizi cezalandırsın ki? Allah şükredenlerin mükâfatlarını bol bol verir ve her şeyi hakkıyla bilir.

ve âmentum

  Nisâ / 147 -

 Süleyman Ateş = Siz şükreder, inanırsanız Allâh size azâbetmeyi ne yapacak? Allâh şükrün karşılığını veren, (herşeyi) bilendir.

ve âmentum

  Nisâ / 147 -

 Tefhim-ul Kuran = Eğer şükreder ve iman ederseniz, Allah azabınızla ne yapsın? Allah şükrün karşılığını verendir, bilendir.

ve âmentum

  Nisâ / 147 -

 Ümit Şimşek = Siz iman edip şükrederseniz Allah size niçin azap etsin? Allah şükredenleri ödüllendiren ve herşeyi bilendir.

ve âmentum

  Nisâ / 147 -

 Yaşar Nuri Öztürk = İnanır şükrederseniz, Allah size azabı ne yapacak? Allah da teşekkür eder, O herşeyi gereğince bilir.

ve âmentum

  Nisâ / 147 -

 İskender Ali Mihr = Eğer siz şükrederseniz ve âmenû olursanız (yaşarken Allah’a ulaşmayı dilerseniz ve mürşidinize ulaşıp tâbî olursanız, böylece kalbinizin içine îmân yazılıp mü’min olursanız), Allah size azap etmez. Ve Allah Şâkir’dir (şükrün karşılığını verendir), Alîm’dir (en iyi bilendir).

ve âmentum

  Nisâ / 147 -

 İlyas Yorulmaz = Eğer iman eder ve Allah’a şükrederseniz, Allah size niçin azap etsin ki. Allah şükrün karşılığını veren ve her şeyi bilendir.

ve âmentum

  Mâide / 12 -

 Diyanet İşleri = Andolsun, Allah İsrailoğullarından sağlam söz almıştı. Onlardan on iki temsilci -başkan- seçmiştik. Allah, şöyle demişti: “Sizinle beraberim. Andolsun eğer namazı kılar, zekâtı verir ve elçilerime inanır, onları desteklerseniz, (fakirlere gönülden yardımda bulunarak) Allah’a güzel bir borç verirseniz, elbette sizin kötülüklerinizi örterim ve andolsun sizi, içinden ırmaklar akan cennetlere koyarım. Ama bundan sonra sizden kim inkâr ederse, mutlaka o, dümdüz yoldan sapmıştır.”

ve âmentum

  Mâide / 12 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Ve Allah İsrailoğullarından kuvvetli söz almıştı ve onlardan on iki emin adam göndermiştik ve Allah demişti ki: Ben, sizinleyim, namaz kılarsanız, zekât verirseniz, peygamberlerime inanır, onlara yardım edip ulularsanız ve Allah'a borç verircesine onun yolunda yoksulları doyurur, iyilik eder, para harcarsanız mutlaka kusurlarınızı örter ve mutlaka sizi, kıyılarından ırmaklar akan cennetlere sokarım. Fakat bundan sonra içinizden kâfir olan, şüphe yok ki doğru yoldan sapmıştır artık.

ve âmentum

  Mâide / 12 -

 Abdullah Parlıyan = Gerçek şu ki, Allah İsrailoğulları denilen Yahudilerden kesin söz almıştı. Onlardan on iki kişiyi görevlendirip göndermiştik. Allah onlara “Ben sizinle beraberim” eğer, namazlarınızda dikkatli ve daim olur, karşılıksız yardım olan zekâtı verirseniz, benim peygamberlerime inanır ve onlara yardım ederseniz ve Allah'a güzel bir borç verirseniz, kusur ve günahlarınızı elbette silerim ve sizi içinden ırmakların aktığı cennetlere koyarım. Ama bundan sonra kim Allah'tan gelen gerçekleri örtbas ederse, doğru yoldan kesinlikle sapmış olacaktır.

ve âmentum

  Mâide / 12 -

 Adem Uğur = Andolsun ki Allah, İsrailoğullarından söz almıştı. (Kefil olarak) içlerinden on iki de başkan göndermiştik. Allah onlara şöyle demişti: Ben sizinle beraberim. Eğer namazı dosdoğru kılar, zekâtı verir, peygamberlerime inanır, onları desteklerseniz ve Allah'a güzel borç verirseniz (ihtiyacı olanlara Allah rızası için faizsiz borç verirseniz) andolsun ki sizin günahlarınızı örterim ve sizi, zemininden ırmaklar akan cennetlere sokarım. Bundan sonra sizden kim inkâr yolunu tutarsa doğru yoldan sapmış olur.

ve âmentum

  Mâide / 12 -

 Ahmed Hulusi = Andolsun ki Allâh, İsrailoğullarının sözünü aldı. . . Onlardan on iki temsilci bâ'settik. . . Allâh şöyle buyurmuştu: "Ben muhakkak sizinleyim. . . Salâtı ikame ettiğiniz, zekâtı verdiğiniz, Rasûllerime iman edip onlara yardımcı olduğunuz; Allâh'a karz-ı hasen ile borç verdiğiniz takdirde, kötülüklerinizi sizden silerim; elbette sizi altlarından nehirler akan cennetlere koyarım. . . Bundan sonra sizden kim hakikati inkâr ederse, gerçekten yolun ortasından sapmıştır. "

ve âmentum

  Mâide / 12 -

 Ahmet Tekin = Andolsun ki, Allah İsrâiloğulları’nın, kesin sözünü, taahhüdünü almıştı.İçlerinden on iki dinî lider görevlendirmiştik.Allah onlara:'Ben sizlerle beraberim. Namazları âdâbına riayet ederek, aksatmadan kılarsanız, vicdanınızı, servetinizi, sosyal bünyenizi arındıran, berekete vesile olan zekâtı verirseniz, Rasullerime iman ederseniz, onlara yardımda bulunursanız, Allah’a karz-ı hasen olarak borç verirseniz, mâli mükellefiyetlerin dışında, Allah rızası için, Allah yolunda cihad edenlerin masraflarını karşılarsanız, Allah’ın kullarına güzel ödünç verirseniz, sizin kusurlarınızı silerim, bağışlarım. Sizi altlarından ırmaklar akan cennet konaklarına koyarım. Sizden kim bu taahhütten sonra inkârda ısrar ederse, doğru, dengeli bir yoldan uzaklaşır, başına buyruk hareket ederek, dalâleti, bozuk düzeni, helâki tercih etmiş olur.' buyurdu.

ve âmentum

  Mâide / 12 -

 Ahmet Varol = Andolsun ki, Allah İsrailoğullarından kesin söz almıştı ve içlerinden oniki gözetleyici (nakib, kefil) göndermiştik. Allah: 'Ben sizinleyim. Eğer namazı kılar, zekatı verir, peygamberlerime iman eder, onlara destek olur ve Allah'a güzel bir ödünç verirseniz [3] şüphesiz sizin kötülüklerinizi örter ve sizi altından ırmaklar akan cennetlere sokarım. Bundan sonra sizden kim küfre düşerse doğru yoldan sapmış olur' demişti.

ve âmentum

  Mâide / 12 -

 Ali Bulaç = Andolsun, Allah İsrailoğullarından kesin söz (misak) almıştı. Onlardan oniki güvenilir- gözetleyici göndermiştik. Ve Allah onlara: "Gerçekten ben sizinle birlikteyim. Eğer namazı kılar, zekatı verir, elçilerime inanır, onları savunup desteklerseniz ve Allah'a güzel bir borç verirseniz, şüphesiz sizin kötülüklerinizi örter ve sizi gerçekten, altından ırmaklar akan cennetlere sokarım. Bundan sonra sizden kim inkar ederse, cidden dümdüz bir yoldan sapmıştır."

ve âmentum

  Mâide / 12 -

 Ali Fikri Yavuz = Andolsun ki, Allah, İsrâiloğullarından misak (ahd ve söz ) almıştı. İçlerinden on iki nazır (kavimlerinin hallerini bildirecek kulağı delik kimseler) bulundurmuştuk. Allah onlara şöyle demişti: “- Muhakkak ben sizinle beraberim. And olsun ki, eğer namazı kılar, zekâtı verir, Peygamberlerime iman eder, kendilerine kuvvetle yardım eder, Allah yolunda güzel nafaka verirseniz mutlaka sizden, günahlarınızı örterim. Gerçekten sizi, (ağaçları) altından ırmaklar akar cennetlere koyarım. Artık bundan sonra da içinizden kim nankörlük eder, kâfir olursa o, muhakkak dosdoğru yolun ortasından sapmıştır.”

ve âmentum

  Mâide / 12 -

 Ali Ünal = Şurası bir gerçek ki Allah, İsrail Oğulları’ndan da sağlam söz almıştı. İçlerinde (oniki boyun her birinden bir tane olmak üzere) oniki vekil ve temsilci tayın etmiştik. Allah buyurdu ki: “Hiç şüphesiz Ben, sizinle beraberim. Eğer namazı bütün şartlarına riayet ederek vaktinde ve aksatmadan kılar, zekâtı verir ve istisnasız bütün rasûllerime iman eder, onlara sahip çıkar ve Allah rızası için, karşılığını sadece O’ndan bekleyerek malınızdan O’nun yolunda harcamak suretiyle Allah’a en güzel tarzda ödünç verirseniz elbette kusurlarınızı örter, günahlarınızı siler ve sizi (ağaçlarının arasından ve köşklerinin) altından ırmaklar akan cennetlere koyarım. Artık bundan sonra içinizde kim de nankörlük edip küfre saparsa, hiç şüphesiz o, düz yolun ortasında sapıp gitmiş olur.”